Haz
29
2009
0

TÜRKLERE ÖZGÜ HASTALIKLAR

01-Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışma hastalığı,

02-Yeni atılmış bir betona basma ve isim yazma hastalığı,

03-Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve g özlük yapma hastalığı,

04-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı,

05-Kar topunun içine buz koyma hastalığı,

06-Cep telefonu kullanımının yasak olduğu ortamlarda ille de görüşme yapma hastalığı,

07-Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme hastalığı,

08-Kumsalda Deve güresi yapma hastalığı,

09-Şahin marka arabayı, Doğan görünümlü yapma hastalığı,

10-Ağaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim bas harfi kazıma hastalığı,

11-Derslerini çalışıp sınıfını geçenleri inek sanma hastalığı,

12-Mesleğimizdeki unvanımızı İngilizce olarak söyleme hastalığı,

13-Tiki olan insanların tikleri ile uğraşma hastalığı,

14-İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesini bozmaya çalışma hastalığı,

15-Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı,

16-Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtma hastalığı,

17-Tuvalet duvarlarını defter sanma hastalığı,

18-Meslek arkadaşlarına mesleki sakalar yapma hastalığı

19-Trafikte bizi geçen bir Arabayı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke sayma hastalığı,

20-Sinyal verir vermez şerit değiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde sinyal verdik görmüyon mu deme hastalığı,

21-Ara yollardan ana yola çıkacak araca yol vermeme hastalığı,

22-Ünlü birini gördüğümüzde ona el sallama hastalığı,

23-Ünlü birini gördüğümüzde onunla fotoğraf çektirip çok samimiyiz havası verme hastalığı,

24-Yasamadığımız bir şeyi yasamış gibi anlatıp ona kendimizi inandırma hastalığı,

25-Otobüs durağa yanaştığında ille de ön kapıdan inmeye çalışma hastalığı,

26-Otobüs koltuklarını yırtma ve üzerlerine acayip acayip yazılar yazma hastalığı,

27-Minibüs şoförüyseniz beğenmeseniz bile mutlaka kral FM dinleme hastalığı,

28-Trafikte kırmızı ışıkta dururken, yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basma hastalığı,

29-Trafikte kırmızı ışıkta dururken burun karıştırma hastalığı,

30-Kimsenin herhangi bir konu hakkında bilgisi olmadığını anladığımız anda o konu hakkında atıp tutma hastalığı,

31-Elektrik,su,doğalgaz,vergi,trafik cezası vb.. faturaları son gününde ödeme hastalığı,

32-Kar yağdığında eve bolca ekmek alma hastalığı,

33-Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine koşup onları kaçırmaya çalışma hastalığı,

34-Evli olanların bekarlara sakin ha evlenme demesi hastalığı,

35-Ayni filme giden insanların filmden çıktıktan sonra filmi birbirlerine anlatmaları hastalığı,

36-18 yaşına geldiği gün bara gitme hastalığı,

37-Eline silah geçen birinin hemen o silahla saka yapma ihtiyacı duyması hastalığı,

38-Arabayla yolda giderken tanıdık birini görünce arabayı sakadan onun üzerine doğru sürme hastalığı,

39-Takım elbise giyince elini cebe sokma hastalığı,

40-Tuttuğu takım galip gelince havaya silah sıkma hastalığı,

Yaziyi gonderen admin in: Komik Yazılar |
Haz
28
2009
0

Beni Yalnız Bıraktın!

Seni seviyorum diye
Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı
Seninle yaşamaya hazırlanırken
Sana uzanan yollarımı kapaman niye?
Biliyorum haykırışlarım boşuna
Şahin pençesinde asılı serçe gibi
Nafile tüm çırpınışlarım
Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile
Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde
Alkış tutuyorsun alabildiğine
Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime
Sen kulaklarını değil
Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben
Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde
Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum
Karanfil moru gecelere
Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına
Dizeleri ağlatıyorum.
Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat
Seni yaşamak istememdi ütopyalarım
Tek sana adanmışlığımdı ölümüne
Tek senin doldurduğundu rüyalarım
Şimdi
Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım
Bilmiyorum
Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden
Bir avuç toprak olmadan sonunda
Sen diye kucakladığım. Bir gün
Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi
Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine
Yüreğin bende emanet biliyorsun
Ve ben
Yüreğin yüreğimde
Yüreğin ellerimde
Çok yakında
Çekip gideceğim yok oluşun koynuna
Beni düşürdün ya bu hale
Günahı boynuna

Yaziyi gonderen admin in: Genel |
Haz
28
2009
0

Ayakkabıcı…

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki
bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor
ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük
bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca,
çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk deyneği
kullanmaktaydı. Hem de güçlükle…

Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı,
dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir
müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam
dükkandan dışarı fırlayıp:

- “Küçüüük!” diye seslendi.” Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki
modeller bir harika!”

Çocuk, ona dönerek:

- “Gerçekten çok güzeller!” diye tebessüm etti, “Ama benim bir bacağım
doğuştan eksik”.

- “Bence önemli değil!” diye atıldı adam. “Bu dünyada her şeyiyle tam
insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı
veya vicdanı.”

Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:

- “Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.”

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:

- “Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?”

- “Çok basit!” dedi, adam. “Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar
yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ
sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler…”

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar,
hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işâret ederek:

- “Baktığın ayakkabı, sana yakışır!” dedi. “Denemek ister misin?”

Çocuk, başını yanlara sallayıp:

- “Üzerinde 30 lira yazıyor” dedi, “Almam mümkün değil ki!”

- “İndirim sezonunu senin için biraz öne alyrym!” dedi adam, “Bu
durumda 20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira
eder.”

Çocuk biraz düşünüp:

- “Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!” dedi, “Onu kim alacak ki?”

- “Amma yaptın ha!” diye güldü adam. “Onu da, sağ ayağı eksik olan bir
çocuğa satarım.”

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:

- “Üstelik de öğrencisin değil mi?” diye sordu.

- “İkiye gidiyorum!” diye atıldı çocuk, “Üçe geçtim sayılır.”

- “Tamam işte!” dedi adam. “5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri
kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı
senindir, sattım gitti!”

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu.
Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi.
Ve çıkarttığı eskiyi göstererek

- “Benim satış işlemim bitti!” dedi, “Sen de bana, bunu satsan memnun
olurum.”

- “Şaka mı yapıyorsunuz?” diye kekeledi çocuk, “Onun tabanı delinmek
üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?”

- “Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş…” dedi adam, “Antika
eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o
kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.”

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi.
Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- “Bana göre 20 lira yeterli.” dedi. “İndirim mevsimini başlattınız yaaa!”

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük
kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir
günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden
doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir
tebessümle teşekkür edip:

- “Babam haklıymış!” dedi. “Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok!” demişti.

* Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur,
* Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur,
* Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur
* Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerin Olur

Yaziyi gonderen admin in: Genel |
Haz
28
2009
0

Güzel Sözlerim

Aşk: Karşındakinin bulunmaz hint kumaşı olduğunu sanmanla hıyarın teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır..
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyormusun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Bir kadın, bir koca buluncaya kadar geleceği konusunda endişelidir. Bir erkek ise ancak bir kadınla evlendikten sonra geleceği konusunda endişelenmeye başlar.
(GEORGE BERNARD SHAW)
Susmak bazen en büyük haykırış, bazen en acı söz, bazen en güzel cevap, kimi zamanda en samimi itiraftır…
Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize şimdi ‘Seni Seviyorum’ demekten çekinmeyin!
Aşk yolunun garip yokuşları ve inişleri vardır. Çıkarken baş döner, inerken gönül bulanır!
Şüphe, çilelerimizin en büyüğüdür!
Dünya dediğin araba gibi bir şey, kimi gelir, kimi gider!
Bir düşmanı bağışlamak, Bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır!
Sen hiç hasreti tattın mı severken , hiç ağladın mı gülerken , sen hiç sevdin mi sevilmiyorken ve hiç ayrılmak istedin mi canından çok severken!
Sana beni sev mi dedim benim için ölmü dedim. Dizlerine kapanıpta gel kalbime gir mi dedim. Sen istedin, sen istedin ayrılmayı sen istedin. Beni aşka köle edip gençligimden ne istedin!
Aşk dudaktan çıkan bir kelime değil gözlerden akan yaştır. Maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğrunda ölünecek bir sevgili bulmaktır!
Yürü yüreğim gidelim buralardan, aşk bizimle değil. Sana buralarda birşey olsa, kimsenin umrunda değil!
Ağlamayan gülmenin degerini bilemez..
Hayat geriye bakarak anlaşılır, ileriye bakarak yaşanır…
Silgi kullanmadan resim çizme sanatına HAYAT denir!.
Gençliğine güvenip çok erken derken, bir elveda bile diyemezsin giderken!
Hayat geriye bakarak anlaşılır, ileriye bakarak yaşanır!
Yaziyi gonderen admin in: Genel |
Haz
28
2009
0

Hoş geldiniz..

YELPAZE.NET sitemiz yeni açılmıştır..

Yaziyi gonderen admin in: Genel |

Altyapi WP - Tema Senol Filiz